Zaman, hepimizin cebinde aynı miktarda bulunan ama hiçbirimizin nasıl harcayacağı konusunda tam mutabık kalamadığı tek sermaye. Kimimiz için durmak bilmeyen bir nehir, kimimiz içinse geçmek bilmeyen bir yük.
İşte zamanın ruhuna dair kısa bir bakış:
Zaman: Sahibi Olmadığımız Tek Hazine
Modern insanın en büyük yanılsaması, zamanı "yönetebileceğine" inanmasıdır. Ajandalar tutuyoruz, alarmlar kuruyoruz, saniyeleri uygulamalarla yarıştırıyoruz. Oysa zaman yönetilmez; sadece onun içinde nasıl durduğumuza karar verilebilir.
Geçmişin pişmanlıkları ile geleceğin kaygıları arasına sıkışmış bir nesil olarak, elimizdeki tek gerçek dilimi—şu anı—sürekli bir sonraki ana feda ediyoruz. Kahve içerken bir sonraki toplantıyı düşünüyor, tatildeyken dönüş yolunun stresini çekiyoruz.
Hızın Bedeli
Eskiden "vakit nakittir" derdik, şimdilerde ise vakit, nakitten çok daha değerli pahalı bir lüks haline geldi.ve bunun değerini baskılarla politikalarla kumpaslarla yıldırılmaya çalışan biz anlıyor ve yaşıyoruz.Değerli okurlarım biz sizin için bizim için özgürlük için attığımız adımların yani iktidara giden HIZLI adımlarımızın BEDELİ ni ödüyoruz.
Durmanın Erdemi
Belki de ihtiyacımız olan şey daha hızlı koşmak değil, bazen sadece durmaktır. Bir anlığına o akrep ve yelkovan kavgasından başımızı kaldırıp, hayatın ritmine kulak vermek. Çünkü hayat, biz planlar yaparken başımızdan geçenler değil; o planları yaparken aldığımız nefesin farkına vardığımız anlardır.
Zaman akıp gidiyor; bu bir trajedi değil, doğanın kanunu. Trajedi olan, o akışın içinde hiç ıslanmadan kıyıdan izlemek.
Yorum Yap
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.