Anasayfa Köşe Yazıları

Oradaydım...

OKUMA AYARLARI:
Oradaydım...

ORADAYDIM! 

 Biz Orada İnsanlığımızı mı Bıraktık?

Bugün size masabaşı analizleri yapmayacağım. Size, o ağır demir kapı üzerinize kapandığında ciğerinize oturan o ilk soğuktan, "ikinci kısım"daki o rutubet kokusundan, betonun damarlarınıza işleyen sızısından bahsedeceğim. Çünkü ben o ranzalarda sabahladım, o volta yolunda adımlarımı eskittim. Kimse bana masal anlatmasın; içerisi ne anlatılan kadar düzgün, ne de dışarıdan bakıldığı kadar uzak.

Sayım Sesleriyle Bölünen Hayatlar

Sabahın köründe o demir parmaklıklara vuran cop sesiyle uyanmanın ne demek olduğunu bilir misiniz? İnsanın bir "numara"dan ibaret sayıldığı, adının sadece revir listesinde ya da disiplin tutanağında geçtiği o gri dünyayı...

Biz orada sadece hürriyetimizi bırakmadık; biz orada, her gün biraz daha eksilen onurumuzu koruma kavgası verdik.

On Kişilik Koğuşta Otuz Can: Üst üste binmiş ranzalar, nefes alacak yer kalmamış havalandırmalar... Bu sadece bir "yer darlığı" değil, bu insanı insana kırdırma politikasıdır.

Sıcak Su Kuyruğu, Soğuk Yemek Çilesi: Bir bardak sıcak çayın, bir dilim taze ekmeğin lüks sayıldığı o sofralarda biz adaleti aradık. Bulabildik mi? Soruyorum size, o betonun içinde adalet yeşerir mi?

Gardiyanın İnsafı mı, Kanunun Hükmü mü?

İçeride kural, kanun kitabında yazan değildir. İçeride kural; memurun o günkü ruh hali, müdürün iki dudağı arasından çıkan sözdür. Bir sevk istersin, aylar geçer; bir mektup beklersin, sansürün süzgecinde can çekişir.

"Ben o duvarların dilini bilirim. O duvarlar konuşsa; haksız yere yatanların ahını, revire yetişemeden son nefesini verenlerin sessiz çığlığını, evladının kokusuna hasret giden babaların gözyaşını anlatır."

Biz Kimin İçin "Yokuz"?

Dışarıdakiler sanıyor ki, kapı kilitlenince her şey biter. Hayır, asıl o zaman başlar. Asıl mesele, cezasını çeken adamın dışarı çıktığında "insan" kalıp kalamayacağıdır. Siz içeride adamı çürütürseniz, sağlığını elinden alır, ruhunu öfkeyle doyurursanız; o kapı açıldığında topluma ne verebilirsiniz?

Sorumlulara Sesleniyorum!

Ben o koğuşlarda yattım. O çileyi çekenlerin gözlerindeki o sönmüş feri gördüm. Sayın yetkililer; sizin o şık odalarınızda aldığınız kararlar, aşağıda bir insanın hayatını karartıyor.

Hasta mahkûmu tahliye etmeyerek neyi kazanıyorsunuz?


Son sözüm net: Cezaevi, bir intikam alma yeri değil; bir insanın hatalarıyla yüzleşip topluma geri kazandırılma yeridir. Ama bugün cezaevleri, adaletin değil, sefaletin ve kimsesizliğin kalesi olmuş durumda.

Biz oradaydık, gördük, yaşadık. Şimdi de susmuyoruz. Çünkü o ranzanın soğuğu hala sırtımızda, o haksızlığın sızısı hala kalbimizde.

Yorum Yap

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.