HADİ ORADAN
Şimdi maskeleri indirip, o "arınma" edebiyatının altındaki gerçek yüzü sokağın lisanıyla, en sert haliyle ortaya dökme vaktidir. Gürsel Tekin efendi, çıkmış meydanlara "Gelin arınalım" diye akıl veriyor. Bak hele... Sanırsın siyasetin ahlak bekçisi, sanırsın ömrünü derviş postunda geçirmiş bir dürüstlük abidesi!
Gürsel Bey, sen önce bir dur, aynaya bak da o "arınma" kelimesini ağzına alırken kimin hakkını gasp etmeye çalıştığını, kimin emeğine çökmeye kalktığını hatırla. Sen daha dün, bu partinin namusuyla, delegenin helal oyuyla seçilmiş İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in makamına "kayyum" gibi tünemeye çalışmadın mı? Milletin sandıkta tescillediği iradenin üstüne, arka kapı siyasetiyle, atamayla, zorbalıkla oturmaya yeltenmedin mi? Şimdi hangi yüzle, hangi kirli sicille kalkıp "Arınalım" diyerek millete parmak sallıyorsun?
Çaycılıktan Milyonerliğe Giden O Gizemli Yol!
Bu milletin ferasetiyle, aklıyla dalga geçmeyi bırakın! Sokak yemez bu numaraları. Gürsel Bey, siz siyasetin koridorlarında "çaycılıktan" başlayıp, basamakları nasıl çıktığı, o devasa serveti hangi rüzgarla yaptığı meçhul bir şekilde "milyonerliğe" terfi ederken; bugün hedef aldığınız, makamına göz diktiğiniz o yapının içindeki isimler, mesela Ekrem İmamoğlu ve ailesi, bu memleketin yüzlerce evladına aş veriyordu, iş veriyordu, ekmek kapısı açıyordu.
Siz o belirsiz servetinizin hesabını millete veremezken, onlar bu şehrin insanına istihdam sağlıyor, alın teri döküyordu.
Siz "arınmaktan" bahsederken, onlar binlerce insanın evine helal rızık girmesine vesile oluyordu.
Siz kim, dürüstlük kim? Sizin "arınma" çağrınız bir temizlik daveti değil, basbayağı bir suçluluk feryadıdır. "Üzerimdeki şaibeler dağ gibi oldu, bari herkesi bu çamura çekeyim de arada kaynayıp gideyim" kurnazlığıdır. Ama yağma yok! Bu sokak sakinleri, kimin cebini doldurduğunu, kimin de bu halka sofra kurduğunu çok iyi biliyor.
Makam Seçilmişindir, Koltuk Meraklısının Değil!
Şunu o hırslarının kör ettiği kafana iyice sok: O makam, yani İstanbul İl Başkanlığı makamı, Özgür Çelik’indir! Yani emeğin, namusun ve örgütün onurudur. Siz oraya "kayyum" zihniyetiyle, atanmış bir figür gibi çökmeye çalışırken asıl kirliliği, asıl lekeyi bizzat siz sürdünüz. Şimdi o yarattığınız lağım çukurunda boğulurken, can simidi olarak "temizlik" nutuklarına sarılmanız sadece komik değil, mide bulandırıcıdır.
Sahi Gürsel Bey, siz asıl neyden arınacaksınız?
O kaynağı belirsiz, dudak uçuklatan zenginliğinizden mi?
Seçilmiş iradeye karşı beslediğiniz o hazımsız, o kibrinden mi?
Yoksa "Ben varsam var, yoksam yansın bu memleket" diyen o bencil, çürümüş siyaset anlayışınızdan mı?
Netice-i Kelam
Özgür Çelik’in emeğine, iradesine saygı duymayanın; Ekrem İmamoğlu gibi binlerce insana ekmek kapısı açmış aileleri hedef alanın ağzına "temizlik" kelimesi yakışmaz, sadece sırıtır.
Önce o "kayyum" hevesinden vazgeçeceksin, önce seçilmişe saygı duymayı, haddini bilmeyi öğreneceksin; sonra gelip bu millete ahlak dersi vereceksin. Ama şunu unutma; bu sokak senin o bayat numaralarını, o sahte "günah çıkarma" seanslarını artık yutmuyor!
Kendi hırsında ve karanlık servetinde boğulanın, başkasına sabun uzatmaya hakkı yoktur. Önce ellerindeki o koltuk hırsının ve o şaibeli zenginliğin kirini temizle, sonra konuş!Hadi Oradan!!
Yorum Yap
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.