Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) gazeteciler Mehmet Altan ve Şahin Alpay için verdiği hak ihlali ve tutukluluğun sona ermesine ilişkin kararına karşı, yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ni “yetki gaspıyla” suçlaması, Türkiye’yi yeni bir hukuki kaosun içine soktu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Anayasa Mahkemesi’nin bağlayıcı kararına direnmesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Can Dündar ve Erdem Gül kararı için verdiği tepkiyi de akıllara getirdi. Erdoğan kararı “Uymuyorum, saygı da duymuyorum” sözleri ile değerlendirmişti.

Erdoğan, “Aslında mahkeme kararında direnebilirdi. Eğer direnmiş olsaydı bu bireysel başvuru veya Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar boşa çıkacak ve tahliye edilmiş bu kişiler AİHM’ye gideceklerdi” demişti. Hukukçuların yargıda yaşanan kaosa ilişkin görüşleri şöyle:

Özel olarak çalışılmış karar

Türkiye Barolar birliği Başkanı Metin Feyzioğlu: Anayasa Mahkemesi, hak ihlali kararı verdiğinde ‘yetki gaspı’, reddetttiğinde ‘görevini yapmış mı’ olacak? Söylenebilir mi bu? Akla zara. Anayasa Mahkemesi ne diyip de tutukluluğun hukuka aykırı olduğuna karar verebilirdi? Ağır Ceza Mahkemesi nasıl inceliyor? ‘Bu delil ile bu tutuklama olmaz’ dediğinde, ihsası reyde mi bulunmuş oluyor? Reddetmek için, ‘uymuyorum’ demek için üzerinde özel olarak çalışılmış, hukuk ile ilgisi olmayan bir karar. Mahkemenin direnme kararına da itiraz edilebilebilir. İtiraz mercilerinin doğru davranması gerekir. Anayasa Mahkemesi tutukluluk hali devam ettiği sürece her gün aynı kararı verebilir. Bu durum, AİHM önündeki dosyaları da mutlaka etkileyecektir. AİHM, Anayasa Mahkemesi’nin etkili bir çözüm olmadığına karar verir. Türkiye yine kendi ayağına sıkıyor. Kendi iç hukukundan çıkartıp olayı AİHM’e havale ediyor.

İkinci bir hak ihlali yaşanıyor

Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran: Bir mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin kararını öğrendiği an, gerekçesini aramaya gerek kalmadan yerine getirmek zorunda. Gerekçesini görseniz ne olur, görmeseniz ne olur. Kesin kararın gerekçesi mahkemeyi ilgilendirmez. O andan itiaren eğer bir tutukluyu salıvermiyorsanız, suç işliyorsunuz. 13. Ağır Ceza Mahkemesi, AYM kararını yerine getirmeyerek, suç işlemiştir. Adalet Bakanlığı’nın hemen harekete geçip, 13. Ağır Ceza Mahkemesi üyelerinin hakkında suç duyurusunda bulunarak, işleme başlamaları gerekiyor. Çünkü karar ikinci bir hak ihlaline gitmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, demiyor muydu, ‘Tanımıyorum da yerine getirmiyorum da.’ Bir Cumhurbaşkanı, ‘tanımıyorum’ derse, başka bir vatandaş veya mahkeme de ‘yerine getirmiyorum’ der. İdarenin gücü eline alıp, bu yollara tevessül etmesi sonucunda, mahkemeleri bu hale gelmiştir.

Bireysel başvuru için tasarı var

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu: AYM kararları kesin ve bağlayıcıdır. Bu kararları tartışmak gibi bir lüks kimsenin elinde yok. Ya hukuk devleti olacağız ya da olmayacağız. Önemli olan nokta şu Türkiye bireysel başvurular nedeniyle, içinde bulunduğu konum itibarıyla çağdaş ve evrensel hukuk dünyasına açılan tek kapıyı açık tutuyor. Türkiye’nin şu anda var olan en önemli kapısı bireysel başvurunun evrensel hukuk temelinde hareket etmek zorunda kalmasıdır. Yargının içinde bulunduğu konumda bir tek elimizde bu kaldı. Öyle sanıyorum ki Bekir Bozdağ’ın demeçlerini böyle yorumluyorum. Bireysel başvuruyla ilgili hükümet bir tasarı içerisinde. Bu tasarıyıda daha önce yaptıkları gibi yargıyı siyasal stratejilerin bir parçası olarak kullanmak kaydıyla bunu sağlamaya çalışıyorlar.

AYM’nin varlığı tartışılıyor

Sakarya Barosu Başkanı Zafer Kazan:AYM kararını uygulamayan hakim ve irade, aslında fiilen AYM’yi ortadan kaldırıyor. O zaman biz AYM’nin varlığını tartışıyoruz. Bu kimseyi savunmak yada sahiplenmek anlamına gelmez. AYM geçmişte ‘OHAL kararnamelerini denetleyemem’ dedi. Biz bu AYM kararını ‘bir gece kararname ile seni de kapatırlar’ diye yerden yere vurduk. Ama ne yaptık mecburen uyduk, neticede mahkeme kararı. Bu aynı zamanda ülkenin suç örgütleri mücadelesinde büyük bir handikaptır. Bu gerçekten FETÖ ile mücadeleyi büyük bir şaibeye uğratır. AYM kararı dinlenmemekle burada siyasi iradenin müdahalesine maruz kaldı anlayışına hizmet edecek. Bir an önce mahkemelirin iradesini eline alıp kanunun kendilerine vaaz ettiği bu kararı uygulamak zorundadır. Aksi halde hukuk adına konuşabildiğimiz hiçbir şey yok.

Huryol Haber