Gazeteci Can Ataklı ilginç bir tez attı ortaya, “seçimlere katılmayıp, katılımı %50 nin altına düşürelim meşruiyet tartışması başlatalım…” iki gündür bu sözler üzerine düşünüyorum bana oldukça mantıklı gelmeye başladı bu tez…

Türkiye’de ortalama seçimlere katılım %85 lerde, geriye CHP ‘nin %30 oranında alacağı oyu eklerseniz %45 cepte demektir. Yapılması gereken öncelikle seçmenimizi ikna etmek, geriye kalan 5 puan çok zor olmayacaktır…

Seçimlere katılmak ne kadar demokratikse, katılmamakta o kadar demokratik haktır.

Önce şunu irdeleyelim, neden böyle bir yol izlemeliyiz?

1: Ohal durumunda seçim yapmak zorunda bırakılıyoruz

2: Savaş durumunda propaganda dönemi yaşayacağız

3: Geçtiğimiz referandum da ben dahil yüzlerce insan tutuklandı

4: Yapacağımız propaganda faaliyetleri savaş durumu bahane edilerek bizleri yaftalama şansları doğabilir.

5: bizlere her türlü yakıştırmayı yapacak olan hükümet kanadına yapacağımız en küçük eleştiri, hakaret kapsamına alarak hakkımızda soruşturmalar açılacak.

6: bu YSK geçtiğimiz seçimde oylarımızın çalınmasına göz yummuştur, dolayısıyla güven sorunumuz vardır.

7: devletin tüm olanaklarını kullanan bir hükümet, bunu yargı ve emniyet güçlerini kullanarak taçlandırma olasılığı vardır.

Bu şıkları çoğaltabiliriz…

Peki katılım %50 nin altına düşerse neler olabilir?

Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde katılım %50 nin altına düşerse o hükümet meşru görülmez…

Bizim hükümet buna rağmen “biz seçildik, katılsaydınız” diyebilir, bunu deme ihtimalleri yüksek…

Bunu diyen hükümete karşı demokratik yollarla mücadele edebiliriz, eylem ve söylem birliğine gidip, halkı tam manasıyla arkamıza alırsak yönetememe durumu ortaya çıkar.

Her ne kadar demokrasiyi içselleştirmemiş bir hükümetimiz olsa da, böyle bir iradenin karşısında durma şansları yoktur…

Kararlı iradeyi gören hükümet, gereken demokratik seçimlerin adımlarını atmak zorunda kalacaktır…

İsteklerimiz bellidir.

Ohal kalkmalı

YSK kararları denetime tabi olmalı

Adalet, emniyet, sağlık, eğitim kurumları kesinlikle tarafsız olmalı

Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak 140 yıllık demokrasi kültürüne sahip bir ülkeyiz, buna Osmanlının son dönemleri dahil…(meşrutiyet ilanı 1876)

Üçüncü sınıf dünya ülkeleri tarzı demokrasi bize yakışmıyor…

Tek adam demokrasisine Osmanlı bile 30 yıl zor dayanabilmiştir…

Demokrasi kuvvetler ayrılığı ilkesine dayanır, kuvvetlerin tek elde toplanması ülkede halkın homurdanmasına ve son tahlilde ayaklanmasına sebep olur…

Bu durumu Osmanlının son döneminde görüyoruz…

 

Huryol Haber