Terörle mücadele bölgelerinde aktif görev yapan uzman erbaşlar ikinci sınıf asker muamelesi görmeye devam ediyor.

Terörle mücadele bölgesinde bir subayın komutanlık ettiği bir timde bir subay, bir astsubay olmak üzere 8 tane uzman erbaş vardır.

Bu tim en kıdemlisinden en kıdemsizine kadar birbirlerine can dostu derecesinde bağlı insanlardır.

Gece gündüz dağlarda, bu vatana zarar vermeye çalışan bölücü unsurları takip edip etkisiz hale getirme amacı olan bu insanlar şehit yada gazi olmazsalar, emeklilik ve özlük haklarını alarak emekli olurlar, aynı şart ve koşullarda vatan için canını ortaya koyan bu insanlar, aynı şart ve koşullarda emekli edilmezler, çok ciddi maaş ve tazminat farkları vardır.

Bir diğer konu ise görevde olmadıkları zamanlarda silah taşınmaması ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. 3269 sayılı kanunun 13. Maddesinde “Uzman erbaşlar ilk sözleşmelerini müteakip bedeli karşılığında zatî tabanca edinebilirler ve görevli olmadıkları zamanlarda da resmî veya sivil elbise ile zatî tabancalarını göze görünmeyecek bir şekilde taşıyabilirler…” deniyor oysa uygulamada birlik komutanları sözlü emirle taşıyamazsınız diyor… kanun çok açık ve net. “görevli olmadıkları zamanlarda da” diyerek silah taşıması gerektiğini belirtmiş. Uzman erbaşların yazılı emir istemeleri bu sorunu ortadan kaldıracaktır.

Her türlü olaya müdahale edip, akşam evine silahsız, korumasız gelen biri ertesi gün verimli görev yapamaz.

Profesyonel ordu oluşması terörle mücadelenin olmazsa olmazıdır. Ama profesyonel orduda görev yapacak insanların özlük hakları emsal değerlerle ölçülmelidir. Olası bir ölüm durumunda şehitlik gibi ulvi paye vermek yeterli gelmeyecektir. Önemli olan bu insanların yaşarken hak ettikleri değere ulaşmasıdır.

Vatan mücadelesi ek gösterge sorunuyla birlikte anılmamalı, aynı görevi aynı sorumluluk ve bilinçle yapan uzman erbaşlar Astsubaylardan ayrılmamalı.

 

 

Huryol Haber